İnternetten ufak bir araştırma yapınca kitabın yayınlandığı yıl İngiltere'de bir milyonun üzerinde satarak rekor kıran bir ilk roman olduğunu öğrendim.
Tanıtımı "Dört sıra dışı arkadaş ve şok edici bir cinayet" olarak yapılmış. Ana karakterler eski bir ajan olan Elizabeth, emekli bir hemşire olan Joyce - kitabın ara bölümlerinde Joyce'un günlüklerini okuyoruz-, hala kendince çalışmaya devam eden psikiyatrist İbrahim ve eski bir sendika başkanı Ron. Bu dört arkadaş hep birlikte bir yaşlılar evi kompleksinde yaşıyorlar ve hepsi geçmişlerinden getirdikleri deneyimleri ile Perşembe günleri buluşup eskiden faili bulunamamış cinayetleri kendilerince araştırıyorlar. İleri yaşlarda edinilebilecek enteresan bir hobi.
Romanın tanıtımına göz atınca haliyle romanın polisiye bir konusu olduğunu varsaymıştım. Romanın içeriğinde çözülmeyi bekleyen eski ve yeni cinayetler olduğu doğru ancak bir polisiye roman tadında acaba arka sayfada neler olacak dedirtmedi bana. Öykü cinayetlerden ve onların nasıl çözümlendiğinden ziyade yaşlanmanın nasıl bir şey olduğundan dem vuruyor ve hala bilincine varabiliyorken güneşin son ışıklarını yakalamaya çalışın diyor. Aslında sürekli yaşlanmakta olan herkes için yani hepimiz için birazda kendinize gelin zaman hızla geçiyor kitabı. Bölümler sahne sahne yazılmış. Yazar aynı zamanda yönetmen ve televizyon yapımcısı, kitapta sanki bir film senaryosunun çekime hazır hali gibi. Dinlenmek ve biraz bulmaca çözmek için okunabilecek bir kitap. En başından katillerin kim olduğunu küt diye anlayamıyorsunuz, dolayısıyla "katil kim?" sorusu kitabın sonuna kadar güncelliğini koruyor.
Bu kitapta hayatta kalan herkes, İki Kez Ölen Adam adlı ikinci kitapta, daha fazla belaya bulaşmak için geri dönecekmiş.
Keyifli okumalar...
Kareas Kitap Atlası Youtube kanalımızda sevgili Şavgu Aydın ile bu kitap hakkında konuştuğumuz yayını da kaçırmayın...

Yorumlar
Yorum Gönder